mavi-piyanom-here comes the rain again-izmir-kahve-the notebook-KFC-yıldızlar ve sen
hiç sarılmadığım bir adamı özlüyorum. aklımda binlerce fikir kalbimde tek duygu var. zaman geçiyor mekan değişirken. hiç sarılmadığım bir adamı özlüyorum. aklımdan çıkmayan masmavi gözleri,kıpkırmızı dudakları. tıpkı ateş gibi…zamansız serzenişler,zamansız gidenler…günler anormalin dışında geçerken ben hiç sarılmadığım bir adamı özlüyorum. kendime hesap veremiyorum ve hiç bir şeyden korkmuyorum… tek yoksulluğum sensşn ve ben şu an seni özlüyorum
sanki daha tuhaf bir şey olamazmış gibi hissediyorum. her şey o kadar normalleştiki tek anormallik bu rutin. bu sıkıcı zaman dilimlerinde hiç sarılmadığım bir adamı özlüyorum. önümdeki bu iki dakikada ne olabilir bilmiyorum. hayat vaktimi alıyor. koşullar çok yetersiz. her yeni başlayan gün yeni dertler ,yeni insanlar,yeni mutluluklar getiriyor. artık her şeyin daha farkındayım ama yinede hiç sarılmadığım bir adamı özlüyorum.
zaten hep yanlış zamanda doğru yerde olmaktan oluyor bütün bunlar. sanki dünyada hiç doğru zaman kalmamış gibi niye bütün ömrümüz yanlışlarla geçiyor? şu kısa hayatımda bir çok yanlış yaptım ama hiç birinden pişman olmadım.neden bilmiyorum ama hiç sarılmadığım bir adamı özlüyorum. aşık olana bir gün bir ömür gibi gelir. görmek istersinde yüzüne bile bakamazsın…belkide o an yanlış zaman? oysa kimse zamansız gitmez. oysa kimse zamansız gelmez. bu hisle ne yapacağımı düşünüyorum… ve hiç sarılmadığım bir adamı özlüyorum.
Vivre sans penser au lendemain.